Read Time:3 Minute, 31 Second
Bugün bildiğimiz birçok psikoloji kuramının kurucusu aslında bir zamanlar; her çarşamba, Psikanalitik kuramın hararetli tartışmalarının yaşandığı Freud’un evinde, Freud’un düşüncelerine ortak olmuştur. Ne zaman ki Freud ısrarla tüm normal dışı davranışları libido kuramına bağlamak ister o zaman başlar fikir ayrılıkları ve kopuşlar. Freud’un evindeki bu coşkulu, hararetli tartışmalara katılan hekimlerin arasında Alfred Adler de yerini almıştır. Adler Bireysel Psikoloji Kuramının kurucusudur. Kuramına bakmadan önce kendisine ve hayatına şöylece bir göz gezdirmek her kuramcı da olduğu gibi onu ve düşüncelerini anlamayı kolaylaştıracaktır. Adler; 7 Şubat 1870’de Viyana’da dünyaya gelir. Yaşamının ilk iki yılını zayıf raşitik bir çocuk olarak geçirir. Dört yaşında da çok ciddi bir zatürree hastalığı atlatır. Bunların ne kadarını hatırlar, kendisine ne anlatılır ya da bu hastalıklar çocukluğunun hatırladığı kısmıyla, gelecek zamanlarını nasıl etkiler bilinmese de doktor olma kararını vermesine neden olduğu söylenir. Annesinin abisini kendisine tercih ettiği duygusu, tüm çocukluğunun abisiyle rekabet içinde geçmesine neden olur. Babasıyla iyi ilişkiler kurmasına rağmen annesine karşı kendini hep değersiz hisseder. Aktif ve ortalama bir öğrenci olan Adler'in; yan yatakta yatan kardeşinin ölümüne şahit olması ve yaşadığı diğer tatsız deneyimler, kendi rahatsızlıklarından kaynaklı oluşan ölüm korkusunun yerleşmesine neden olur. Tıp alanına yönelimi de kesinleşir. Psikoloji, sosyoloji, felsefe konularıyla da yakından ilgilenir. Viyana Üniversitesinde okuduktan sonra göz alanında uzmanlaşır ancak sonrasında nöroloji ve psikolojiye geçiş yapar. 1897’de evlenir ve 4 çocuk sahibi olur. Hayatının değiştiği ve özellikle 1. Dünya savaşından sonra önemi artacak kuramına giden yolculuğu 1902’de başlar. Sigmun Freud’un evindeki Çarşamba toplantılarına katılmak üzere ileride Viyana Psikanaliz Dermeği haline gelecek olan tartışma grubuna davet edilir. Buna vesile olan ve dikkat çekmesini sağlayan olay ise; Freud’un rüyaların yorumu ile ilgili düşüncelerine yapılan şiddetli eleştirilere karşıt Freud’u destekler bir yazı yazmasıdır. Freud nasıl Jung’u veliahtı gördüyse Adler’i de halefi olarak seçer ve hususi doktoru yapar. Freud’un tek elden kontrolü sağlama isteği Adler tarafından da onay almamış olmalı ki Adler, 10 üye ile birlikte gruptan ayrılır ve Bireysel Psikoloji ekolüne geçiş yapar. Psikoloji alanında çalışan ve ekollerin kurucusu olan kişilerin anlamaya çalıştıkları şeyler, belki de en çok kendi sahip olduklarıdır. Hırsları, egoları, var olma ve lider olma çabaları… Freud ile Adler’in çekişmesi ikisinin de bazı şeyleri asla kabul etmemesine ve ekollerinde ciddi eksikliklere yol açar. Adler, Freud’un öğrencisi olmadığını şiddetle vurgulayarak 1912’de kendi derneğini kurar. Savaş sırasında Avusturya ordusunda doktor olarak görev yapar. Yoğun bir şekilde ülkeleri gezer, yazılar yazar ve çok sayıda derneğin kurulmasına yardımcı olur. İnsanların basmakalıp ölçütlerle değerlendirilmemesi gerektiğini savunarak eğitim ve çocuk yetiştirme yöntemlerinin geliştirilmesinde ciddi katkılar sağlar. İnsan davranışlarının kişinin kendi içsel yaşantılarının çözümlenmesiyle anlaşılabileceğini ve davranışların nedenlerinin bireylerin çevresinde aranması gerektiğini savunur. Ona göre davranışlar; bireyin derisinin altında yaşananların sonucudur yani davranışların oluşumu çevredeki gerçeklerden ziyade kişinin bu gerçekleri nasıl gördüğü ve nasıl yorumladığıdır. Dünyadaki inanan insan kadar inanç vardır düşüncesi de bunları destekler niteliktedir. İnsanların arada uygunsuz davranışları olduğunu ama tüm bunlara rağmen çabasının; tutarlılığını sürdürmek, bütünlüğünü korumak, kendini gerçekleştirmek ve gelecek hedeflerine ulaşmak olduğunu söyleyen ilk kuramcıdır. Düşüncelerin, düşlerin, algıların ve nevrotik belirtilerin içsel bir sistemle ilişkili olduğunu belirterek bu sisteme “Yaşam Biçimi” adını verir. Adler'in Bireysel Psikolojisine göre: Yaşam Biçimi; genel bir amaca ulaşmak için gelişir ve oluşumu yaşamın ilk 5 yılında gerçekleşir. Bu oluşum toplumsal bir yapı içinde öncelikle ailede başlar. Toplum normları ile şekillenir ve kimse kendini bu sistemden ayrıştıramaz. Sonuç olarak bireylerin toplum ve aile düzeni içerisinde değerlendirilmesi, İnsanın toplumsal davranışları ve insanlarla ilişkilerinde gösterdiği tepkilerin incelenmesi gerekliliği üzerinde durulur. Bireysel Psikolojideki bu toplumsal vurgulamalar bu kuramın bir sosyal psikoloji kuramı olarak nitelendirilmesine sebep olmuştur. “Üstünlük kompleksinin temelinde, her zaman bir aşağılık kompleksi yatar.” diyen Adler belki de bu sözünü destekler nitelikte Ortalama İnsan şeklinde bir tanımlama yapmış hayatını ortalama insanların olduğu semtlerde yaşayarak ve buralarda onların anlayacağı şekilde onlara hitap edecek eserler yazarak geçirmiştir. Bu eserleri: Organların Yetersizliği Üzerine İnceleme (1911) Nevrotik Yapı Üzerine (1912) Tedavi ve Eğitim (1914) Bireysel Psikolojinin Uygulanması ve Kuramı (1917) İnsanı Tanımak (1927) Bireysel Psikoloji Tekniği (1928’de birinci bölüm, 1930’de ikinci bölüm) Yaşamı Tanımak (1929) Okulda Bireysel Psikoloji (1929) Yaşamı Tanımak (1930) Psikoterapi ve Eğitim (1919-1929) Nevrozlar (1929) Eşcinsellik Sorunu (1930) Çocuk Eğitimi (1930) Yaşamı Biçimlendirme (1930) Psikoterapi ve Eğitim II (1929 – 1932) Yaşamın Anlamı (1933) Psikoterapi ve Eğitim III (1933-1937)
