0 0
Read Time:3 Minute, 3 Second
Çok aşina olunmadık hatta çoğu kişinin muhtemelen yeni duyacağı bir tabir: Türkçeye Melek Yapıcı olarak çevrilen “Angel Maker”.

İçinde Melek geçen bir kelime nasıl da hoş geliyor kulağa değil mi? Hatta yapıcı kelimesiyle de tamamlanmışsa bundan kötü bir anlam çıkması mümkün olamaz!

Belki başlangıçta belki de yapılan iş sebebiyle böyle bir tanımla kullanılmış olabilir.

Peki nedir Melek Yapıcılık, kimmiş Melek Yapıcılar? Bunlara bakalım. Soruların cevaplarına şaşırmaya hazır olun.

Angel Makers: istenmeyen, ya da gayri meşru bebeklere para karşılığı bakan kişileri tanımlamaktadır. Bakıcılık yapacak kişiye bu hizmeti karşılığında; ödeme yapılır. Toplu ya da periyodik ödemeler yapan biyolojik anneler çocuklarını ya hiç görmek istemez ya da nadiren görürler.

- İstenmeyen çocuk! 
- Gayri meşru, varlığından haberdar olunması skandal olan çocuk! 
- Ziyaret edilmeyen çocuk! 
Adeta yeni bir ticaret alanının oluşması ve suistimal için ortam hazırlanmış gibi görünüyor.

Her alanda vardır; gerçekten işini yapan, aldığı parayı hak eden; bir de amacı sadece para kazanmak ve bunun için de her şeyi yapacak olan. Söz konusu çocuk bakmak olunca melek yapıcılardan ikinci gruba dâhil olacakların neler yapabileceği emin olun düşündüklerinizden çok daha fazla. 

1700’lü yıllarda özellikle gayri meşru çocuk dünyaya getiren anneler, bebeklerini; bakmaları için kadınlara verip sonrasında da ziyarete gitmez hatta çocuklarına dair bilgi dahi almak istemezler. Bazıları da umutsuz, fakir ve muhtaç durumdadır ki verebilecekleri bakım parası da çok olmaz. Bunları fırsat bilen melek yapıcılar bebekleri; ihmal etmeye, ihtiyaçlarını gidermemeye kısaca ölüme terk etmeye başlar. Çünkü bunun ekonomik olarak karlı olduğunu anlarlar, aldıkları para kendilerine kalır. Buradaki yazıda da anlatıldığı gibi 1944 ABD Deneylerinde sevgi, ilgi görmeyen kendileriyle iletişim kurulmayan bebeklerin öldükleri gözlemlenmişken bunlara ilave en temel olan fizyolojik ihtiyaçları giderilmeyenlerin yaşamasını beklemek, bebekleri leyleklerin getirdiği masalına inanmak gibi bir şey olsa gerek.

Bu şekilde bebek ölümlerinin çoğalması üzerine 1700’lü yılların sonuna doğru isimsiz çocuk doğurmakla ilgili yasal düzenlemeler yapılır. Her ne kadar bir kesinlik olmasa da 19. ve 20. Yüzyılın başlarında yaygın olduğu tahmin edilmektedir. Bekâr bir anne olmanın farklı yorumlandığı o dönemde, bebeklerini; onlara bakacağını vaat eden kadınlara veren biyolojik annelerin sayısı artar, her ne kadar bunların kayıtları tutulsa da kayıtsız bebek sayısı oldukça fazladır ki bunlar da ölüme terk etmek için en ideal görülen gruptur.

19. yüzyıl sonlarında Richard Wavrinsky, Melek Yapıcıların ne kadarının çocuklara, gerçekten unvanlarına yaraşır şekilde baktığını araştırır. O dönemdeki 160 Melek Yapıcıdan sadece 6 tanesi iyidir. Peki ya geri kalanları?

Meşhur çocuk katillerine, tesadüf o ki bu dönemde de rastlanır. En kötü şöhretlilerden biri İsveçli Hilda Nilsson; Borç içinde olan ailesinin faturalarını ödemek amacıyla başladığı Melek Yapıcılıkta; temiz, düzenli ve bakımlı görünen evi ile sahte bir güven inşa edip çocukları evinde toplamaya başlar. Verilen bakım paralarından kar etmenin yolu elbette o parayı çocuklar için harcamamaktır. Bir gün bir annenin çocuğuyla temas kurmak istemesini; Nilsson önce reddeder ve annenin ısrarcı tavrı üzerine de teması keser. Sonrasında da 8 bebeğin ölümüyle suçlanır ancak bazı kaynaklara göre sayı bundan çok daha fazladır. İdam cezası alır, infazdan hemen önce de hücresinde kendini asar.

Amelia Dyer; 400’e yakın bebeği öldürmesi ile en kötü şöhretli seri katillerden biri olarak tarihe geçmiştir. Çocuklarının daha iyi bir hayat bulacağına inanan çaresiz bekâr annelerin bebeklerine; neler mi yapmış dersiniz? Önce bakım paralarını alıp ardından bantla boğarak nehre atar.

Bu Melek Yapıcı anlayışının dışında bir de bunun tam tersi olan maddi durumu iyi ama bir çocuğun en zor zamanlarıyla baş edemeyeceğini düşünen ya da farklı gerekçelerle İlk birkaç yıl için bebeklerini para karşılığı bakıcılara verip sonrasında alan aileler vardır.

Buradaki önemli farklardan biri çocukların kontrol altında olması yani fizyolojik ihtiyaçlarının giderilmesinde bir sorun olmamasıdır. Ancak elbette ki bu beyin gelişiminin olduğu ve gelecek yaşantıların temelinin atıldığı bu dönemde çocukların gerçek sevgi, şefkat ve bakımdan mahrum olmalarına sebep olur.

Çocuk Deneyleriyle ilgili yazının ilk bölümüne buradan ulaşabilirsiniz!
Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %
Previous post Çocuk Denekler 1
Next post Alfred Adler

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

3 thoughts on “Angel Makers

  1. Sonuçları değil de, sebepleri konuşmak daha mantıklı geliyor. Angel Makers bir sonuç, istenmeyen çocukları yapıp sorumluluğu almayan ebeveynler ise sebep. Dünyaya gelen herkesin evlenmesi ya da çocuk sahibi olması şart diye bir şey yok. Aksine, bu sorumluluğu alamayacak olan ya da bunu reddeden insanlar olabilir. Bu çok normal. Ki bu insanların bu sebeplerden evlilik ve çocuk yapmaktan uzak durmasına saygı duyarım. Toplumun dayatmalarına göre değil, birey olarak insanın ne isteyip istemediğine göre yaşanmalı hayat diye düşünüyorum.

    1. Merhaba Barış öncelikle değerli yorumun için teşekkür ederim. Tabi ki sonuçları değiştirebilmek sebepleri gözden geçirmekle mümkün. Tarihsel olaylar yaşandığı döneme göre değerlendirilmeli ancak benim gördüğüm o ki insan genel olarak aynı altyapıya, aynı içsel dünyaya, aynı temel ihtiyaçlara ve aynı dürtülere sahip fakat insana ve yaşadıklarına ya da yaptıklarına bakış açısının tarihsel bir dönüşümü var bu aslında sonuçları şekillendirmiş. İstenmeyen, evlilik dışı çocuklar her daim sorun görülmeye bunun tüm ahlaki sorumlulukları kadınlara yüklenmeye hep devam edecek.
      Bu şekilde bebek ölümlerinin artması üzerine hukuksal düzenlemelerin o dönem içim yapılmış olması dahi çözüm olmamış çünkü yönetimin değiştirdiği şey toplumsal algı değil. Her ne kadar değişse de dönüşse de azalsa da geldiğimiz yüzyılda bu ve benzeri şeylerin hala yaşanıyor olması sonuçlarına bakılmaksızın bazı değer atfedilen şeylerin ne kadar kemikleşmiş olduğunu kanıtlıyor.

      1. Ben teşekkür ederim cevabın için.

        Evet, yasal zeminde de bu sorun çözülememiş, ki toplumsal algı değişsin. Yöneticiler günümüzde bile kadını suçlu ya da sorunlu, adına her ne dersen artık, gördüğü için bu konuda yol uzun maalesef.

        İstenmeyen çocuklar konusunda o yüzden ebeveyn tabirini kullandım, zira bir evlilik ve çocuk söz konusu ise bu tek taraflı değil, kadını da erkeği de aynı derecede ilgilendiriyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir