Hakkımda

Ben kimim diye düşünürken, ilk seslendireninin Yıldırım Gürses olduğunu öğrendiğim, cızırtılı seslerin eşlik ettiği taş plaktan bir şarkı olduğumu hayal ettim. Ne diyordu şarkıda; bir garip yolcuyum hayat yolunda, yolunu kaybetmiş perişanım ben:) (hemen dinlemek için buraya)

Hayat tamamlamaya çalıştığım bir puzzle benim için. Her parçanın bir anlam ifade ettiği, çokça eksik parçası olan ve asıl anlamın tüm parçalar doğru yere konulduğunda ortaya çıkacak olduğu bir puzzle. Her parça kendini çevreleyene uymalı, her parça doğru yere doğru şekilde konulmalı ve eksik olan parçalar yani boşlukları dolduracak anlamlar yaşanarak bulunmalı. Tamamlanır mı bu puzzle bilinmez ama büyük resme yaklaşmak da kat edilen yolu görmek için iyi bir araç sonuçta.

Neyi aradığımı bilmeden hep arıyorum. İnsanın ne olduğunu ne için yaşadığını anlamaya çalışıyorum. Beyin, vücut, hafıza benim içi büyüleyici ve çok gizemli şeyler. Her şeyi görselleştirebilen ve görünmeyenleri kendi içinde kendince somut bir forma dönüştüren bir zihnim var. Zihnimin bağlantı kurma ve ilişkilendirme biçiminin de biraz farklı olduğunu söyleyebilirim. Bu durum yaratıcılığıma ciddi anlamda katkı sağlasa da aynı zamanda hayatımı zorlaştıran ve iletişimde sorun yaşamama sebep olan bir durum. Bu nedenle kendimi en iyi yazarak anlatabilirim. Yani demem o ki konuştuklarıma değil yazdıklarıma bakın:))

Her gün; kafamdan onlarca şey düşünür, onlarca şey yazarım ve sonra not alırım diye öylece bırakırım ama hep de unuturum. İlham perileri geldiğinde yakalanıp kağıda işlenmesi gereken şeyler sanırım, demek ki onların da beklentisi biraz vefa. Hani konuşulanları kağıda döken uygulamalar var ya işte düşünceleri de sistematik hale getirip nota dökseler ne güzel olurdu.

Gezmek, gezerek düşünmek, kısa bir an da olsa sıyrılmak neden sıyrıldığının önemi olmadan hem de, keşfetmek, öğrenmek, çözmek gibi uzayan ama eni sonu kendini var etmek ya da gerçekleştirmek olan her şeyi seviyorum.

Burada keşfetmek üzerinde biraz daha durmam gerekiyor sanırım. Bilmek ve anlamakla eş zamanlı giden bir süreç keşfetmek benim için. Örneğin bir şey yaşıyorsunuz kendinize has sanıyorsunuz ya da bir adı olduğunu bile bilmiyorsunuz sonra bir gün bunun tanımlanmış bir şey olduğunu görüyorsunuz veya ilk kez gittiğiniz bir yerin adım adım haritasını çıkartıp oraya özgü şeyleri okuyarak ya da duyarak değil yaşayarak öğreniyorsunuz ve bu sizde bir şeyler uyandırıyor bir şeyleri harekete geçiriyor özetle başkalarının deneyimini yaşamıyor o deneyimi kendiniz kuruyorsunuz işte keşfetmek benim için kendince yaşamayı, hissetmeyi öğrenmek gibi.

Size kendinizi en yakın gördüğünüz tanınmış kişi kimdir ve niye o diye sorsam ne cevap verirsiniz? Siz düşünürken ben yazayım çünkü bu cevabı çok önceleri buldum ve cevap hiç değişmedi. Önce Freud çok ilginç gelmişti, onun zamanında yaşamayı, onu tanımayı ve kendisinin neler yaşayıp neler hissettiğini öğrenmeyi çok istemiştim ama sonra Jung girdi hayatıma:) Onu okudukça kendime altlıklar oluşturup açıklamalar buldum, mistik yanı, arayışı, çocukluğu, arke tipleri, gölgesi, personası... yalnızca kırmızı bir kitapta keşfetmedim onu, ilginç deneyimlerini okudum, zihnimde o zamanları canlandırdım ve şu an o ne demişse doğrudur derim:)) Geçmişle ilgili bir hayali yaşama şansım olsa bu kesinlikle onunla çalışmak olsun isterim:)

Hayattaki en büyük amaçlarımdan biri; kimsenin yarınına kötülük etmeden bu dünyadan mümkün olduğunca temiz bir kalple ayrılabilmek. İnsan zihni kötülüklerle dolu, kendi adıma söyleyecek olursam; istesem de istemesem de bazen kafamda kötü şeyler dönüyor. Hep merak ederim; iyi olmak hiç kötülük düşünmemek mi yoksa düşündüklerinin kötü olduğunu bilip uygulamamak mı? Doğuştan temiz mi doğarız, çevremiz mi bizi kirletir, doğduğumuzda nelere sahibiz, hangi şeyler işlenmiş halde dünyaya gözlerimizi açarız ve sonrasında bunlar farklı yöne gider mi yoksa üstüne koyup gelişir mi? Her ne kadar hiç olmamış olmayı istesem de :) keşke ilk oluşum zamanlarını ve dünyaya gözlerimizi açtığımız anları, o halimizi, o anda nelerle var olduğumuzu hatırlayabilsek.

Biraz da daha somut şekilde kim olduğumu söyleyecek olursam birkaç lisans derecesine sahibim ama hiçbirinin önemi yok çünkü aradığım şeyi öğrenemedim. İstediğim yerde değilim ve asla istediğim şeyi yapamayacağım. Kariyerle ilgili hiçbir hedefim yok. Tek yapmak istediğim olmayacağını bilsem de bilimsel bir araştırmada yer almak.

Psikoloji, insan, iletişim ve bilişim; mesleki ve özel ilgi alanlarım. Bugün bir kamu kurumunda yazılım geliştirme grubunda çalışıyorum. Bilime biraz daha yakın olmak için; Gazi Üniversitesi Bilişim Enstitüsünde tezli yüksek lisans yapıyorum.

Gelecekte nereye gelmek isterim diye düşündüğümde de yine aklıma bir şarkı geliyor üstelik sadece tek cümlesi için "Kimse Bilmez" (buradan dinleyebilirsin). Bilmediğimiz ne de çok şey var değil mi? Hem kendimizle hem de en iyi bildiklerimizi düşündüklerimizle ilgili. Bazen sadece tek bir yüzümüzü gösteririz, birden fazlasını kendimiz görebiliriz ama ne gördüğümüzü çok da iyi ayırt edemeyiz, İnsan en çok kendine kördür sonuçta. Ya gelecek? bir sürü plan yaparız, o yolda o planlar ne de çok değişir ve biz onların değiştiğini bile fark etmeyiz. Tam da bu sebeple gelecek hedeflerinizle ilgili yazacaklarınız size yolunuzun ne kadar da farklılaştığını gösterebilir. Planladığım gibi yaşadığım da planladığımdan çok farklı şeylerle karşılaştığım da oldu ama nihayetinde olmak istediğim yer tam da şurası= aklındaki tüm yerleri gezmiş biri olarak kendi çiftliğinde denize yakın bir yerde yazılarımı yazmak. Çiftliğim olması zor:) sonuçta her şey olmuş 1 milyon ama olsun olasılıkları düşününce bugüne kadar yaşamış olmak bile mucize...

Bu sayfayı kaydedip kendimi şarkılarla anlatmak istesem bu şarkılar hangileri olurdu diye düşüneceğim. Sizler de buna cevap bulur ve benimle paylaşmak isterseniz; bana ulaşın. (instagramdan: @sltn.ata ya da uscunet@hotmail.com adresinden ulaşabilirsiniz)