Read Time:6 Minute, 3 Second
Elmalı davasında hissettiklerim, gördüklerim, şaşırdıklarım ve artık toplum olarak alışıldığını düşündüklerimden ötürü böyle bir yazı yazmak istedim. Üç gündür üzerinde düşünüyorum, yazılanları, paylaşılanları okuyorum… Hassas bir konu. Nasıl söylendiğinin ne söylendiğinden neredeyse daha önemli olduğunu anladığım şu süreçle ilgili iyi niyetli ya da değil yazılan, çizilen her şeyin sonuçları çok başka ve ağır olabilir. Aslında oluyor da adalet arayışının dijital ortamlarda yapıldığı olaylara bakın lütfen nasıl başladı, ne yaşandı, sonuçta nereye gelindi? Bugün akıllarda ne kaldı. Neyi ne kadar normalleştirdik, neyden hangi oranda ders aldık, toplumsal vicdanımızı bir tıkla yapılan paylaşımla nasıl rahatlattık? Adaleti kendileri için aradığımızı bir şekilde gösterdiğimiz insanlara bugün ne oldu, gelecekte ne olacak? Bir de şu var; Bu zamanlarda bireyler üzerinde oluşan şeklen duyarlı olmaya! zorlayan toplumsal baskı!! (baskının bir şiddet biçimi olduğunu belirtmek gerekir)… Belki de birçok kişinin yabancı olduğu “Şiddet Pornografisi” ve “Şiddetin Hiyerarşisi” kavramları konuşulmaya başlandı. Peki nedir bunlar, neyi anlatır? Tek tek kelimelerin anlamlarına bakarak adım adım bir tanıma ulaşmak daha doğru olur. En can alıcı tanım ne dersiniz? Şiddet!!! Şiddet ne ifade eder sizin için, ne olursa bu şiddettir dersiniz, bunun bir ölçüsü var mı? Yazının devamını okumadan önce kendinize şiddetin size ne ifade ettiğini sorabilir misiniz? Haydi o zaman yine bir TDK Güncel Sözlük tanımı alalım. Şiddet: TDK tam tamına altı maddeyle anlatmış şiddeti, ilkinde “bir hareketin gücü derecesi” demiş, ikinci maddede de “hız”la devam etmiş, “kaba güç”, “duygu veya davranışta aşırılıkla” bitirmiş. “Şiddet, genel olarak güç, zorlama ve baskı uygulama yoluyla, bedensel ya da ruhsal zarara neden olan söz, yaklaşım, tutum ve hareketlerin tümü olarak tanımlanmaktadır. Şiddetin fiziksel, cinsel, duygusal, sözel, ekonomik ve politik olmak üzere birçok çeşidinden söz etmek mümkündür. (Yüksel, 2004) Dünya Sağlık Örgütü de şiddeti; kendine, başka bir kişiye, bir grup ya da topluluğa uygulanışı şeklinde şiddetin klasifikasyonunu yaparak anlatmış. Şunu da eklemiş; Şiddet genellikle fiziksel ve zihinsel sağlık ile sosyal işlevsellik için yaşam boyu süren sonuçlara sahiptir! Yaşam boyu süren sonuçlar cümlesine dikkat ediniz lütfen Ayrıca şiddet sadece insanın insana uyguladığı bir şey değildir. Hayvanların da buna maruz kalabildiğini unutmamak gerekir. Şimdi şiddetin size ne ifade ettiği noktasına geri dönün. Sizdeki tanımı buradaki tanımıyla uyuştu mu yoksa şiddeti sadece fiziksel gücün insana uygulandığı bir şey gibi mi düşündünüz? Gaslighting yazımda insanların psikolojik şiddete uğradıklarını fakat bunu anlayamadıklarını yazmıştım. Hatta öyle ki kendilerini suçlu! görüyorlardı. Maalesef bazen şiddete uğrayan dahi şiddetin tanımını doğru yapamıyor. Acı çekmenize sebep oluyorsa suskunluk bile bir şiddet biçimi olabilir. Burada yine acının fiziksel bir acı olmaması gerektiğini vurgulamak isterim. Pasif agresif kişilik bozukluğu olan insanlar varsa hayatınızda, yaşatılan şeyin şiddet olduğunu algılamakta zorlanabilirsiniz. Evet bir kelimenin anlamını açıklığa kavuşturduk. Ya "Şiddet Pornografisi" ne oluyor diyebilirsiniz bunu şiddetin tanımında olduğu gibi alıntı yaparak cevaplayayım. Günümüzde kitle iletişim araçlarında tüm çıplaklığıyla gösterilen seyirlik şiddet olayları, izleyicilerin duyarsızlaşmasına hatta izlerken zevk almasına neden olmaktadır. Bu durum “Pornografik Şiddet” ya da “Şiddetin Pornografisi” olarak tanımlanmaktadır. (Sontag, 2004:110) Medya her türlü içeriği kendi ideolojik yapısı çerçevesinde ve kendine en çok izleyici kazandıracak biçimde sunuyor. İçinde şiddet olan haberleri, anlık sert tepkilere neden olacak, bir anda duyguları kabartıp bir iki günlük hareketlenme sağlayacak şekilde verip sonra yine istediği şekilde alevlendirdiği ateşi söndürebiliyor. Bir kesim için de bu içerikler bir rahatlama fırsatına dönüşebiliyor. Paylaşımların altına yazılan küfürler, lanet okumalar vs. Herkesin biraz deşarj olmaya ihtiyacı var değil mi? Yapılan çalışmalarda; saldırgan/şiddet içeren ve şiddet pornografisi dediğimiz şeyin cinsel davranışı değil saldırgan davranışı etkilediği kanıtlanmış bir gerçek. 1970’li yıllardan bu yana yapılan araştırmalarda çıkan bazı sonuçları paylaşmak isterim. Üç farklı grup üzerinde yapılan çalışmada, çekincesiz olarak kitle iletişim araçlarında gösterilen şiddet ögelerinin; yaş, cinsiyet, ırk veya etnik kökene bakılmaksızın şiddete katkıda bulunduğu sonucuna varıldı. Birincil tehlikenin ise medyanın şiddeti normal veya kabul edilebilir göstermesi olduğu ve saldırgan cezasız kaldığında bu sorunun daha da büyüdüğü, bu tür tasvirlerin de duyarsızlaşmaya ve daha fazla saldırgan davranış olasılığına yol açtığı ifade edildi. İnsanlar çoğu zaman; kendilerini insan yapan şeyin bazı dürtüleri bastırmaları olarak nitelendirir. Bazı isteklerinse sadece kendine özgü olduğunu sanır ve belki bunları düşünmekten kendini alıkoyar çünkü kötüdür düşünceleri, yargılanmaya müsaittir, toplumsal linçe sebep olabilecek niteliktedir. Sonra bir gün bir haber çıkar bir bakar aklından geçen ama uzaklaştırmaya çalıştığı şeyler aslında ona özgü değildir. Suçlu serbesttir, tepkiler iki gün zirve sonra isimler bile hatırlanmıyordur. Kısaca yalnız değildir. Onun gibi niceleri vardır ve meşrudur artık zihninin ötelerine iteledikleri. En ince detaylarına kadar gösterilen ve sonrasında yok olan şey normalleştirmeye giden yolun adımlarıdır. Medyaya yansıyacak nitelikte olanları görmek hali hazırda şiddet niteliği taşıyan birçok davranış ve söz kalıbını güzelleştirebilir ve; bak, gör ne eşler ne anne babalar, ne çocuklar var şeklinde sonu şükürle biten diyaloglara dönüşebilir. Bu bayat ekmeği yedirebilmek için küflü ekmeği göstermeye benzer. Gözümde şöyle kareler canlanıyor. Ekranda bir çocuk istismarından bahsediliyor. Ekran başındakiler savuruyor lanetleri, küfürleri, böyle insanlık mı olur kelamlarını sonra arkasına dönüp kendi şiddet tanımında yer almayan bilinçli ya da bilinçsiz bir şiddet şeklini uyguluyor çocuğuna. Şiddeti hiyerarşik bir sıralamayla hayatımızda var ettiğimiz sürece sadece, tecavüzü, tacizi, fiziksel uygulanan gücü şiddet sayıp bunda da kanıtlar arayacağımız bir gerçek. Şiddetin hiyerarşisi yoktur. Hatta çoğu zaman kanıtı da. Örneğin yoksun bırakılmak da bir şiddet türüdür. Ebeveyn sevgisinden yoksun bırakıldığınızı nasıl kanıtlarsınız? Şiddet tanımını ve algımızı, yaşadığımız, gördüğümüz, maruz kaldığımız her şey derinden etkiliyor. Bireysel dünyamızdaki algılarımızı ise toplumdan bize yansıyan şeyler. Bu konuda her türlü medya aracı etkin bir rol oynuyor. Şiddetin ne olduğu konusundaki algı yönetimini en iyi açıklayan kuramlardan biri de George Gerbner’in “Ekme Kuramı”dır. Kuram; Televizyon, ki biz bunu tüm kitle iletişim araçları kapsamında düşünebiliriz, insanları şiddete yönlendirmez ancak şiddet hakkında kendi istediği tutum sahibi yapacağını söyler. Yani kitle iletişim araçlarının aslında sandığımızdan çok daha fazla psikolojik olarak insan yaşamını etkilediğini söyler. Tanımlar yaptım, araştırmalardan bahsettim ama ne için? Elmalı davasından sonra medyadaki paylaşımlar sizce normal miydi, olması gerektiği gibi miydi, olayın üzerinden birkaç gün geçti bugün aklınızda ne kaldı, ne hissediyorsunuz, yarın isimleri farklı olayı aynı bir başka haberi duysanız ne düşünürsünüz, bir anda medyada yaşanan paylaşım çılgınlığı sizde nasıl bir etki oluşturdu, kendinizi ne yapmak zorunda hissettiniz? Ben bu sorulara ancak kendi penceremden cevap verebilirim. Belki ortak paydalarımız vardır. Bir olaya ya da haksızlığa tepki göstermek yapılan mücadeleyi desteklemek elbette normal. Öncelikle şunu söyleyeyim ben böyle zamanlarda paylaşım yapmazsam ya da bir şekilde kendimi o mücadelenin içinde göstermezsem sanki bu duyarlılığa sahip değilmişim baskısını hissediyorum. Aslında hissetmemem gerekir, eğer hayatımda bu duyarlılıklara sahip değilsem, şiddetin ne olduğunu bilmiyor sadece fiziksel gücün uygulanması olarak farz ediyor ve normalleştiriyorsam yaptığım paylaşım kandırmacadan başka bir şey değildir. Bu durum insanlarda üzerime düşeni yaptım rahatlığına bile sebep oluyor olabilir. Çocukların resim çizerek anlatmak zorunda kaldıkları vurgulandı. Çizdikleri resimler tüm açıklığıyla her yerde dolaştı. Daha çok mağdur psikolojisine sokuldular. Anlatılması gereken, haberleri her yerde dolaşması gereken çocuklar mıydı yoksa bunu yapan kişileri mi daha çok konuşmalıydık? İstismara uğrayanların değil istismarı yapanların adları dolaşmalı medyada. Dijital dünyada bilgilerin silinmediğini unutmadan istismar edilen kişileri bir de toplumsal istismara uğratmayalım. Bu olaydan sonra akılda kalan çocuklar ve çizdikleri resimler oldu maalesef. Suçluları hatırlıyor musunuz? Yukarıda bir cümleye dikkat etmenizi istemiştim. Şiddetin etkilerinin yaşam boyu sürdüğü cümlesi, bizler için kapanan bu olay, olayı yaşayanlar için hayatları boyunca varlığını koruyacak. Dilerim ki şu süreçte yapılmış haberler, paylaşımlar, onlardan istenen kanıtlar, onlara yaşatılanlar şiddetin şiddetini artırmaz. Bugün medyada bu haberlere şiddetle maruz kalanlar için bu yaşananlar normal bir hal almaz ve toplumsal duyarsızlaşma oluşmaz!

Az önce uykusunda tecavüze uğrayan kadınların yaşadıkları sorunlarla ilgili bir yazı okudum. Üstüne de senin yazın geldi. Yetişkin insanların yıllarca atlatamadığı travmalar varken, çocukların bu durumda bir de bu paylaşımlar yüzünden travma yaşamalarına sebep olmak kabul edilemez. Üstelik olaya tepki göstermek adına yapılıyor bu paylaşımlar. Bu daha da vahim.
Bu konularda paylaşım yapmak ya da yapmamak konusunda baskı hissetmek benim de yaşadığım bir şey. Paylaşmayınca umursamıyorsun düşüncesi hakim oluyor.
Ülkede adalet sistemi yeterince işlemeyince sosyal medyadan adalet sağlanmaya çalışılması da sistemin çürümüşlüğünün bir sonucu.
Son olarak da şunu söylemek isterim: Ebeveyn olmak için de beden sağlığı kadar ruh sağlığı ve eğitim yeterliliği gerekli diye düşünüyorum.
Yorumun için çok teşekkür ederim Barış. Bu sayede anlatmak istediğim şeyi anlatabildiğimi hissettim. Aslında Şiddet ve etkileri, şiddet psikolojisi, nedenleri vs. üzerine yazılacak çok konu var. Hassas ve çok yönlü tüm toplumsal unsurları içinde barındıran da bir konu. Doğru kelimelerle ifade etmeye çalışmak zaman alıyor. Ama daha kapsamlı yazılar yazmak istiyorum bu konuda.
Sevgiler…
Rica ederim Sultan. Gayet ne anlattığını bilen bir yazıydı. Daha kapsamlı yazılarını da merakla bekliyorum.
Ortak duygu ve düşüncelerimiz gerçekten de fazlasıyla var. Hatta biraz bana da tercüman olmuş, söyleyemediklerimi dile getirmişsiniz. Teşekkür ederim. Emeğinize ve kaleminize sağlık
Merhaba,
Teşekkür ederim ilginiz ve değerli yorumunuz için.
Sevgiler…
Şiddetin her türlüsü mağdurlarını derinden ve uzun vadede etkiliyor admin. Yorumlarına tamamen katılıyorum.Özellikle de toplumun bu konularda artan duyarsızlığı beni korkutan en önemli tehlike.