Read Time:4 Minute, 44 Second
İzleyici etkisi (Bystander effect) yazısında bir olaya tanık olan ne kadar çok kişi varsa olaya müdahale etme oranının o kadar azaldığından bahsetmiştik. Bir de bu tanıkların olayı nasıl algıladıkları konusu var. Burada da karşımıza bir başka etki çıkıyor. Rashomon Etkisi! Etki adını gaslightingde olduğu gibi yine bir filmden alıyor. Öyle ki etkinin diğer adı; filmin yönetmenin adı olan “Kurosawa Etkisi”dir. Dünyaca ünlü yönetmen Akira Kurosawa’nın 1950 yapımı Rashomon filmi aynı şeye tanık olsalar da insanların algıladıklarının ve aynı olayda gördüklerinin farklı olduğu (ya da böyle olmasını istemesi) üzerine kurgulanmıştır. Kurosawa’nın batı dünyasında tanınmasına vesile olan film; 1915’te yazılan; Rashomon ve Korulukta adlı iki kısa hikayeden uyarlanmıştır. Batıda yeni çevrimleri yapılan film (Martin Ritt’in yönettiği The Outrage) ilk gösteriminde Venedik film festivalinde Altın Aslan ve İtalyan Film Eleştirmenleri ödüllerini almıştır. Ödül ve adaylık serüveni bununla da bitmemiştir. En iyi film dalında BAFTA, en iyi sanat yönetimi ve dekor dalında da Oscar’a aday gösterilmiştir. Kısacası uluslararası arenada tanınan bir film olmuştur. Bu başarıdaki önemli etkilerden biri de evrensel bir konuyu ustalıkla işlemiş olmasıdır. Filme dair bu kadar bilgiden sonra filmin konusuna ve Rashomon Etkisinin detaylarına bakalım. Rashomon kelimesi, Japonca’da; kale ya da hisar kapısı anlamına gelmektedir. Psikolojik bir dram filmi olan Rashomon’da; bir haydut, karısıyla birlikte ormandan geçen samuraya saldırır, samuray ölür, karısı da tecavüze uğrar. Haydut yakalanır ancak onun ifadesi, tecavüze uğrayan ve kocası ölen kadının ifadesinden çok daha farklıdır. Olay böyle net olmayınca bir medyum aracılığıyla ölen samuraya ulaşılır; onun anlattıkları olayı daha da karmaşık hale getirir. Cesedi bulan oduncunun anlattıklarıysa diğer üç ifadenin hiçbiriyle uyuşmaz. Hepsi çok inandırıcı anlatmakta ve kim anlatırsa onun anlattığı gerçek gibi görünmektedir. Gerçek kimin anlattığıdır? Doğruyu kim söylemektedir? Belki bu yazıdan sonra filme ve detaylarına şöyle bir göz atmak istersiniz hatta belki de izlersiniz. Hemen şuraya bir link bırakalım https://www.imdb.com/title/tt0042876/ Filmde geçen şu ifadeler filmin özeti niteliğindedir. *İnsanoğlu zayıftır, o yüzden yalan söyler. Hatta kendine bile! *İnsanlar kötü şeyleri unutmak ve yalan da olsa iyi şeylere inanmak ister. Böylesi daha zahmetsizdir. Gerçeklik görene göre değişir mi, herkesin kendi gerçeği mi vardır yoksa herkes kendine söylediği yalanlarla kendi gerçeğini mi yaşar? Sorular, sorular… Film; yaşanan bir cinayetin dört farklı kişi tarafından dört farklı şekilde anlatılmasına dayanıyorken nedenine ya da nasılına bakmadan sonuç olarak gerçekliğin ya da gerçek olması istenenin kişiden kişiye değiştiğini gösteriyor. Buradan hareketle şunu söyleyebiliriz: İnsan algısı, psikolojik, sosyolojik vb. çok sayıda değişken; görme eylemini etkileyen unsurları oluşturmaktadır. Meşhur 6 ya da 9 rakamının iki tarafında duran iki kişiden birinin bunu; 6, diğerinin 9 olarak görmesini gösteren çizim; bir şeye hangi açıdan baktığınızın o şeyi nasıl ve ne olarak gördüğünüzü belirlediğini anlatma açısından iyi bir örnektir. Atina’da bir sofist ve şehrin yüksek maaşlı öğretmeni olarak; öğrencilerine nasıl iyi konuşulacağını, jüriyi kendi iddialarıyla karşı karşıya getirme yöntemiyle; davaların nasıl kazanılacağını öğreten! Abderalı Protagoras; “İnsan her şeyin; var olanların var olduklarının, var olmayanların var olmadıklarının ölçüsüdür” demiştir. Nesnel bir gerçeklik var olmasına rağmen, bu gerçeklik onu deneyimleyen her kişi tarafından farklı şekilde yorumlanıp anlaşılabilir. Bu nesnel gerçekliğin hakikatini inkâr etmez sadece bu gerçekliğin tek tip yorumlanma olasılığını sorgular. Her insan belli bir zekaya ve çevresini yorumlama yeteneğine sahiptir. Yani bir deneyimi; onu deneyimleyen herkesin aynı şekilde yorumlayacağını beklemek gerçekçi değildir. Bunun en güzel örneklerinden biri de filme de konu; bir suça tanık olan kişilerin tanıklığıdır. Orada bulunan herkes olaya tanık olmuştur ancak her kişinin o olaya ilişkin hafızası ve yorumu farklıdır. Bu düşünce hakikatin varlığını merkeze alanların düşünceleriyle tamamen zıttır. Onlar herhangi bir şeyin doğru olmasını nihai gerçek olmasına bağlı olduğunu söyler. Örneğin bir odada bulunan on kişinin o oda hakkında farklı bir yorumu varsa, o odanın nesnel gerçeklikte var olması mümkün değildir, oda bu on kişinin zihnindedir. On kişinin gerçeğin ne olduğuna dair farklı yorumu varsa bu gerçek değil kanaattir. Sizce nasıldır? Kişiden kişiye değişen bir yorum varsa doğruluk ya da gerçeklik değişir mi? Dört farklı tanığın farklı şeyi anlatması cinayeti ve olayı gerçek olmaktan çıkartıp zihinsel bir ürün haline getirir mi? Protagoras buna; “gerçeğin kavranması bireysel algıya göredir ve kişinin doğru olarak kabul ettiği şey, aksini gösteren bir kanıta rağmen, o birey için doğru olacaktır” şeklinde cevap verir. Rashomon Etkisi de aslında; tarafların, bir olayı nesnel bir gerçek yerine öznel yorumlarını ve çıkarcı savunucuklarını yansıtan farklı ve çelişkili şekilde nasıl tanımladığını açıklar. Birkaç kişinin dahil olduğu ve birçok kişinin de tanık olduğu bir olay düşünün, örneğin bir kaza. Kazayı yaşayanlar o an içerisinde bulundukları duruma, korkularına, sonrasında olabilecek olanlara vb. etkenlere göre; şahit olanlar kazaya şahit oldukları açıya, yaya veya şoför olmalarına, bu konudaki geçmiş deneyimlerine, inançlarına vb. çok sayıda faktöre göre bunu yorumlayacaklardır. Olayı yaşayan kişilerin sorumluluktan ve acıdan kaçınmak için sahte anı dediğimiz aslında olmayan ya da olanı değiştiren anılar oluşturması, olayı; kendilerini maddi ve manevi zarardan koruyacak şekilde yorumlaması da insana özgü oldukça sık yaşanan bir durumdur. Yaşadıklarımıza, hatalarımıza… gerekçe oluşturmak gerek toplumsal baskılar gerekse içsel hesaplaşmalar nedeniyle yaşamayı kolaylaştırmanın bir yoludur. Sorun yaşayan iki kişiden her biri soruna dair başka şeyler söylerler ve siz her iki tarafı da dinlediğinizde o an kimi dinliyorsanız ona hak verirsiniz çünkü o an doğru gelen o olmaktadır. Bu elbette her olay için geçerli değildir. Bazı konularda ne olursa değişmeyecek değer yargılarımız vardır. Yaşama dair şeyleri öznelliğimizden ayırmamız pek de mümkün olmamaktadır. IMDB sayfasında film açıklamasının altına, izleyicilerden biri; "inanamıyorum insanların bu kadar aptal olduğuna, çoğu kişi filmin; insanların algılarının, bir olayı farklı yorumlamalarına neden olabileceğini anlattığını söylemiş. Bu yanlış! Filmin amacı insanların hatalarını nasıl kabul etmeyeceklerini göstermek" diyerek yorum yapmış. Belki gerçekler ve doğrular değişmezdir ama herkesin inandığı ve kabul ettiği kendi gerçeği ve doğrusudur. Bu nedenle bazı çekişmeler, bazı hak arayışları, bazı savunmalar, bazı kavgalar ne yazık ki bir taraf için beyhude bir çabadır.
