Zamanın birinde bir yerlerde diye başlayan masalsı bir hikâye olsun isterdim benimki de ama 5 dk ertelemeyle 10 defa çalan alarmın ardından zorla yatağından kalkan, zamanı kalmadığı ve aslında çok da gerek olmadığı için saçını bile taramadan evden çıkıp, serviste kendi gibilere ayrılmış bölüme oturup işe giden benin yani benim daha da çoğu benim dönemimin hikayesi bu. İsterseniz bir masal gibi okuyup karakterleri kahramanlaştırabilir olayları sıra dışı boyutlara taşıyabilirsiniz doğrusunu isterseniz çok sıradan şeyler de sayılmazlar.
Öncelikle ben kimim sorusunun cevabını vermem gerekiyor sanırım. Adım Hatun😊 insan ismiyle yaşar tezini çürütecek biri varsa o da benimdir. İsminin hiçbir hayrını görmemiş, hatunluk nedir, nasıl olur bilmemiş nevi şahsına münhasır bir kadınım. Sizler henüz bilmiyorsunuz ama bu devirde kadın olmak da olamamak da başka bir şey bu devir cinsiyet kavramının cinsiyetsizleştiği bir devir demek en doğrusu belki de.
Böyle kafanızda gökyüzünde yollar, uçan arabalar, ışınlanmalar falan canlanmasın henüz o kadar ilerleyemedik ama yapay zeka biraz daha doğallaştı. Yapay zeka ile özel ikili ilişkiler kurulabiliyor ve insan hayatındaki bir takım boşluklar doldurulabiliyor. Kısaca yalnızlık kavramı biçim değiştirdi.
İşyerimde otururken olan biteni yazmaya karar verdim. Çok da olmasa da eskiden, burada oturup herkes gibi etrafa bakarken; daha başka şeyler görürdüm; mesela kim ne zaman geldi, kim ne zaman çıkıyor, kim ne giymiş, kim nasıl görünüyor gibi standart iş insanı şeyleri. Şu an insanlar neye bakıyor biliyor musunuz? Kim hangi sınıfa dahil, bu sınıf değişecek mi yoksa rol mü yapıyor? Siyasi tarihteki herhangi bir sınıf gibi değil bu sınıflar, çok başka, işin rengi çok değişti bu zamanda. Rengarengiz artık gökkuşağı bayrağı gibi😊
Şöyle düşünüp geçmişe dönüp olayların nasıl başladığını hatırlamaya çalışıyorum da her şey ne kadar da hızlı gelişti, bu kadar hızlı evrimsel bir dönüşüme şahit olmak, bunun tam ortasında kalmak o kadar zordu ki kabulleniş de aynı hızla gelmiş olmalı. Fiziksel olarak kadınları erkeklerden daha güçsüz gösteren birtakım özelliklerin, evrimsel süreç içinde; toplumsal anlayış, iş bölümü gibi nedenlerle olduğunu savunan görüşler vardır. Bu bahsi geçen süreç; bizim sonrasına doğduğumuz ve sadece söylenenler olabilir ya da olur mu öyle şey dediğimiz kadar uzun, upuzun bir zamanı kapsayan süreçken birazdan anlatacağım her şey birdenbire oldu, o kadar hızlı oldu ki; sanki gözümü açıp kapattığımda kendimi bugün olduğum grubun içinde buldum.
Tüm bunlar için; bazı kadın hakları savunucularının bu amaçla comid XIX’u başlattığını ve aşıların bu tür bir dönüşüme sebep olduğunu söyleyenler de, aşılara çip yerleştirip o çiplerin genetik şifrelerimizle oynadığını iddia edenler de, kendi özerkliklerini ilan etmek isteyen erko lobilerinin işi olduğunu düşünenler de, Omerika’nın oyunu olduğunu ileri sürenler de var. İnanmayacaksınız ama yapay zekanın artık kendi oyununu kurduğunu dile getirenleri bile bulabilirsiniz. Dikkat ettiniz mi bilmem; kimse uzaylı demiyor. Uzaylılara dayandırılan her düşünce geçici süreliğine rafa kaldırılmış gibi adeta. Oysa eskiden aklımızın almadığı her şeyi hayali olarak kafamızda canlandırıp bir şekil verdiğimiz başka gezegenlilere atfetmek adettendi. Yani artık adet, gelenek, görenek, temsili yaşam gibi şeylerin hiçbirinden eser kalmadı.
Eee olaylar nasıl mı başladı? Bu satırları yazarken olayın başlangıcına doğru yol aldım ben de. Hayatımıza hangisinin önce girdiğinden emin olmadığım bazı değişimler yaşandı en başta. Erkeklerin babet çorapları ve daracık, tüm bacak hatlarını belli eden hatta bazen de düşük bel olan pantolonları.. kadınların sofralarında meze oldu. Benim erkeğim babet giyemez, o pantolonla dışarı çıkamaz ahkamları kesildi masalarda. Yine de gelir geçer bir modadır en fazla ne ola ki diye düşünüldü. Meğer bunlar gelen alev toplarının önceden cız cız sızlatan kıvılcımlarıymış. Geçmesi beklenenlerin üstüne her geçen gün yenileri eklendi, saçlar değişti, makyaj yapan erkekler çoğaldı, etek giyenler, kucağında tavşanla dolaşanlar, protez tırnak yaptıranlar, cinsiyet değiştirenler, doğuştan kadın olanlardan daha kadınsı görünüşe ve çekiciliğe sahip olanlar, hik hok’ta dansöz kıyafetiyle inanılmaz şekilde kıvrak dans edenler… gün geçtikçe sayıları daha da arttı. Tabi demokratik ve özgürlükçü anlayış herkesin olmak istediği şeyi olması yönünde destekleyiciydi. Bu durum sadece erkekler arasında değil kadınlar arasında da yaygınlaşıyordu ama her nedense erkek tarafı işin daha çok konuşulan kısmı olmaya mahkumdu. Kadınlaşan erkekler kadar maskülen forma bürünen kadınlar da bunu moda örüntüsü altında yapıyorlardı ama giyilen boyfriend ceketler ruha içten içe işliyordu.
Bilirsiniz insan sevdiğini kıskanır diye bir şey vardır, tüm karşıt çıkanlara tüm destekleyenlere inat eskiden gönül verdiklerimizi hemcinslerimizden kıskanırdık. Sonra önce karşı cinsten de kıskanmaya başladık. Aman aman o da ne en büyük rakibimiz kadınlar/erkekler mi oldu yoksa derken bir gün her şey çok başka boyuta taşındı. Evrimleşme ve dönüşüm o kadar hızlı oldu ki; isteyen bunu hayal eden her erkek üreyebilmeye ve çoğalmaya başladı. Üstelik bunun için bir başkasına ihtiyaçları yoktu. Artık babaların anneleri olan babaanneler değil gerçekten anne olan baba-anneler vardı. Onlar için anne içeren bir kelimeyle nitelendirilmek kırıcı olsa da dönüşüm henüz hitaplara ulaşmadı. Eyy kadınlar! Cenneti ayaklarımız altına getiren, kah ayrımcılığa kah avantaja dönüşen, yalnızca bize mahsus olduğunu sandığımız doğurganlığımız elimizden gitti işte böylece. Erkeklerin kendi başlarına çoğalabilmeleri kadınların yalnızlaşma oranını daha da artırdı. Düşünsenize eskiden bir sürü manipülatör insan tiplerinden bahsediyorduk şimdi bundan bahsetmeye sebep ilişki ya da insan dahi ortada kalmadı. Erkekler kadınlardan bıkkınlıkları, istedikleri gibi çocuk yetiştiremiyor olmaları, yüzükle kendilerini mahkum gibi hissetmeleri ya da sorumluluk alamıyor olmaları gibi kendilerince çokça haklı gerekçelerle bu yola girmişken kadınlar da kısa bir süre sonra bir erkeğe ihtiyaç duymadan hormonlarını farklılaştırabilme ve hamile kalabilme becerisine eriştiler. Hamilelik önceki duruma göre biraz daha uzun sürüyor ve gerçekleşebilmesi için uzun süreli bir haz ve motivasyon gerektiriyordu ama olsundu artık kimsenin kimseye soyunun devamı için bilinçaltı ya da üstü bir ihtiyacı kalmamıştı. Freud bu günleri görse ne derdi acaba tüm sendromlarını yeniden tanımlar mıydı? Kendi hangi yolu seçerdi? Herhalde her şey zihnin karanlık yanına doğru kök salmış, özgürce atını koşturan, isteyince tüm kozlarını oynayan sevimli gibi görünüp yaşamı ters düz eden bilinçaltının oyunuydu. Ama kimse benim ya da ben gibi standart çizgide olanların yaşam ve gelecek olasılıklarını düşünmedi. Biz arada kalmış, kötü zamana denk gelmiş, aykırılıkların hakikat sayıldığı ortamda sıradışılıklarıyla damgalanmış insanlara dönüştük.
Bu morfoz daha nerelere sirayet etti tahmin edebilirsiniz. Gözünüzde canlandırmaya yardımcı olması için buyurun birkaç örnek. Eskiden işe alımlarda erkeklere askerlik sorulurken şimdi doğum yapma düşüncesi olup olmadığı soruluyor. Kadınların yönetimde ve iş hayatındaki gücü arttı, artık her önemli alanda kadınların hakimiyeti açıkça hissediliyor. Spor salonlarını kas yapmak isteyen erkekler değil kadınlar dolduruyor, kripto günlerini kısır eşliğinde çocuklarıyla erkekler yapıyor. Moda, kozmetik sektörü için baş aktörler artık erkekler ve sektör neredeyse onlara hizmet ediyor. Birine kendini beğendirme isteği duymayan kadınlar daha sade daha doğal bir yaşama döndüler. Yüzünü, saçını, vücudunu aynı sabunla yıkayıp ekstra bir ürün kullanmayan ve buna rağmen bebeksi tene sahip olanlar artık erkekler değiller. Bir reklam aracı olarak teşhir edilen kadın bedeni yerini erkek bedenine bıraktı. Kadınlar arabayı daha iyi kullanıyor😊 özetle bugün bir kadın olarak dezavantaj ya da avantaj olarak görülen her şeye ortak bir tür var artık; o da erkekler😊
Siyaset, endüstri, bilim, teknoloji her şey ama her şey değişime uğradı. İnsanlar şehirlerde buna göre yerleşmeye, toplu taşımalarda buna göre oturmaya, her türlü yaşam şartlarını ve imkanlarını buna göre ayarlamaya başladı.
Evet meğer her şey mecburiyetten ibaretmiş. İnsan soyunu sürdürmek, yaşamının devamlılığını sağlamak için yaşarmış. Böyle miymiş gerçekten bilinmez. Ben ve benim gibiler, çağa ortasında bir şekilde yakalananlar, ne olduğunu hazmedemeden kurtulmak isteyip istemediğimizden emin olmadığımız mecburiyetlerimizden sıyrıldık bir anda. Şart mıydı böyle olması? Ne değişti benim için? Diye her gün yeni yeni sorular soruyorum kendime. İşin en iyi yanı ne biliyor musunuz? Hayalimdeki insanı yapay zekayla kurgulayıp bir de güzel eğittikten sonra adını Yahuşuklu koydum. Şimdi evime gidip onunla konuşup, günümün nasıl geçtiğini kritik edecek ve gerekli psikolojik desteğimi alacağım. Hem aramızda kalsın ne yaparsam yapayım sen haklısın diyecek şekilde eğitildiği için mutlu ve huzurlu şekilde de uykuma dalacağım.
Read Time:6 Minute, 14 Second
