0 0
Read Time:5 Minute, 3 Second
Geçmişe dönün ve bakın; en son neyi çok istediniz? Gece gündüz hayalini kurduğunuz, gerçekleştiğinde çok mutlu olacağınızı düşündüğünüz o şeye kavuştuğunuzda neler olduğunu, ilk andaki ve biraz zaman geçtikten sonraki duygularınızı düşünün.  Ne kadar sürdü mutluluğunuz? Ya da olmasından korktuğunuz veya üzüldüğünüz bir olayı yaşadığınızdaki hüznünüz, ne kadar süreyle aynı şiddetiyle sizi etkiledi? 

Mutlu olduğunuz anların aynı yoğunlukla neden devam etmediğini düşünüp üzülürken, olumsuz olaylar karşısındaki hissettiklerinizin zamanla azalmasının hayatı daha yaşanabilir kıldığını düşünebilirsiniz. 

Malum her sürecin, her etkinin bir adı var, ya bu başladığı gibi devam etmeyen aynı yoğunlukta sürmeyen sürecin açıklaması ne ola ki? 

Bu durumu Hedonik Adaptasyon olarak açıklamak mümkün. Hedonizm; hazcılığı tanımlamaktadır. Hedonik kelimesinin ise farklı alanlara yönelik yine hazcılığa dayanan anlamları vardır. 

Peki daha detaylıca nedir Hedonik Adaptasyon, nasıl varlığını gösterir, neden böyle bir süreç işler, iyi midir yoksa kötü mü? 

Hedonik Adaptasyon: bir bireyin olumlu veya olumsuz yaşam olaylarına tepki olarak yükseldikten veya düştükten sonra mutluluk seviyesinin, nihayetinde bu deneyimlerden önceki haline geri dönmesi ya da dönme eğiliminde olmasıdır. 

Yapılan araştırmalar bu süreçlerin ve sonuçların evrensel olmadığı ve herkeste aynı şekilde görülmediği sonucunu ortaya çıkarsa da sürecin varlığına dair genel açıklamalar yapmak mümkün. 

Nasıl Yaşanır Hedonik Adaptasyon?

Yeni bir araba ya da ev almak, hoşlandığınız kişiyle yeni bir ilişkiye başlamak, terfi etmek vb. şeyler bir sevinç patlamasına neden olabilir ancak bir süre sonra önceki mutluluk düzeyine geri dönülür. Bu nedenle de insanlar bu mutluluk seviyesini korumak için genellikle kendilerine yeni bir hedef belirler ve aslında kendilerini daha fazlasını isterken bulurlar. 

Hemen hemen herkes istediği bir şey sonrası çok mutlu olmuş hatta o dönem bir daha mutsuz olmayacağı gibi bir hisse kapılmış ve sonrasında eski seviyeye dönünce ne olduğunu anlamlandıramamıştır. Bu durum mutluluk seviyesini artıracak olası olaylar karşısında, deneyimle eş bir duruma dönüşerek duygularınızı dizginlemenize, daha zor tatmin ve mutlu olan insanlara dönüşmenize dahi sebep olabilir. Yani uzun vadede, özellikle mutluluk açısından bakıldığında, koruyucu olduğu varsayılarak; mutluluğu kısıtlayan, tatmin duygusunu zorlaştıran bir noktaya varabilmektedir. Çünkü; “nasıl olsa kısa sürecek ve yeniden eski duruma döneceğim” düşüncesi cesaret kırıcı bir inanç ve deneyimdir. 

Bu durum elbet zor zamanlar ve negatif olaylar için tam tersi işler. Zor günler yaşarken bir süre sonra o yoğunluğun azalacağını bilmek daha güçlü ve cesaretli olmaya vesile olabilir.

Örnekler üzerinden gidecek olursak; 

İkramiye, piyango, şans oyunu vs. kazanan insanları düşünün, kazanmanın üzerinden zaman geçtikten sonra, kabaca orijinal mutluluk seviyelerine dönme eğilimi gösterirler hatta bazı kişiler ilişkilerdeki bozulma nedeniyle eskisinden daha az mutlu olmaktadırlar. Aynı durum, büyük bir kaza sonrası bacaklarını kullanamayan biri için de geçerlidir. Yetenekteki bu değişim ilk başta yıkıcı olabilir, ancak ilerleyen zamanda, genellikle alışma döneminden sonra, kaza öncesi mutluluk seviyelerine dönülebilmektedir. 

Araştırmalar, lezzetli bir şeyin ilk ısırığının üçüncü veya onuncu ısırıklardan daha zevkli olduğu sonucuna varmıştır. İnsanlar zevke oldukça çabuk alışmaktadırlar. Hatta şu örneği vermek mümkündür; bir yerde yediğiniz yemek; gerek sunum gerek lezzet olarak size çok güzel geldi, aynı yere aynı memnuniyeti bulacağınız düşüncesiyle gider ve bu sefer o ilkindeki zevk noktasına varamaz, ya burası da hemen bozdu diyebilirsiniz. Ta ki aynı konseptte bir yerle daha kötü bir deneyim yaşayıncaya ya da bu tattan uzun bir süre uzak duruncaya kadar ilk hazzı alamayacak olmanız oldukça yüksek bir ihtimaldir.

Bir Şeye Alışmak Ne Demektir?

Bazı faaliyetler daha çok hedonik adaptasyona tabidir yani getirdikleri mutluluk daha çabuk dağılır. Bunlara "zevkler" demek çok da yanlış olmaz. Neşe, heyecan, coşku, rahatlık… geçicidir. Bu zevkler birden iyi hissetmeye, ruh halinizi yükseltmeye yarayabilir ama bu yarattıkları iyilik hali kısa sürelidir. Çok güzel ya da önceki konfor alanlarınızı daha da genişleten bir yerde çalışmaya başladığınızı düşünün,  o ana kadar yaşadıklarınızdan başka geliyor ancak bir süre sonra sizin için sıradanlaşıyor ve o ilk zamanlardaki hazzı yaşatmıyor, alışkanlık haline dönüşüyor. 

Tüm bunlar ve yapılan bazı araştırmalar sanki; “ne yaparsan yap sonunda yine başladığın noktaya geleceksin, yani mutluluğu artırmaya yönelik her çaban anlamsız bir girişimdir” izlenimi verebilir. Gerçekten böyle midir? Gerçekten de her yaşanandan sonra nötr hale mi gelinir? 

Bazı araştırmalar bu düşünceleri desteklese de son çalışmalar olumlu ve olumsuz pek çok etkisi olduğu yönündedir. 

Ed Diener liderliğinde yapılan araştırmalara göre: 

1-İncelenen örneklerin yaklaşık dörtte üçünde adaptasyondan sonra yeniden gelinen seviyenin nötrün üzerinde olumlu olduğu belirtilmektedir. Tersi durumda; yukarıdaki kaza sonucu bacaklarını kaybeden kişi örneğini düşünürsek eski seviyeye gelinmese de kabulleniş sonrası uyum sağlama olarak yorumlayabiliriz.

2-Adaptasyon noktasının bireysel özellikler taşıdığı herkesin adaptasyon noktası olsa dahi bunun kişiden kişiye önemli ölçülerde değiştiği görülmüştür. Kişilik özellikleri kalıtsaldır ve kişinin mutluluk noktasında belirleyici niteliktedir. Dolayısıyla farklı kişilik özellikleri farklı refah düzeylerine yatkınlık demektir. 

3-Birden fazla adaptasyon noktamız bulunmaktadır. Önceki araştırmalar her insanın statik bir mutluluk noktasına sahip olduğunu öne sürerken son çalışmalar; hedonik adaptasyona sebep olan olayların, yani mutluluğun; iyi oluşa katkıda bulunduğunu, düşüşte hem olumlu hem olumsuz duygular olsa da yaşam doyumunu yükseltebildiğini söylemektedir.

4- Mutluluk Değişebilir. İlk çalışmalar ne yaparsak yapalım mutluluk ve refah seviyelerimizde ya da yaşam doyumumuzda kalıcı değişiklikler yapamadığımız yönündedir. Ancak sonrasında bunun mümkün olduğu belirtilmiştir. 

Hedonik adaptasyona rağmen, bazı insanlar doğal olarak iyimser bir yapıya sahiptir. Hayatlarında ne olursa olsun, diğerlerinden çok daha mutlu görünürler. Bir bireyin olayı tanımı, yorumlayışı, olay hakkındaki düşünceleri, mizah anlayışı vb. özellikleri bakış açısını ve hedonik adaptasyonu etkileyen durumlardır.  Bilişsel süreçlerdeki farklılıklar insanların duygusal eğilimlerini de belirlemektedir. 

Özetle hedonik adaptasyon tüm insanlarda yaşanan bir süreçtir. Zeigarnik etkisinde bahsedildiği gibi elde edilmeyen ya da sahip olunamayan şeylere karşı heyecanımız korunurken elde ettiklerimizin yaşattığı mutluluk kısa sürmektedir. Aşkın ilk heyecanı, ilk işe girildiğindeki idealist insan profili... gibi duygular sonrasında özlediğimiz şeylere dönüşmektedir. Aynı zamanda deneyim haline gelerek daha zor tatmin olmamıza, mutluluk eşiklerimizin yukarı çıkmasına sebep olmaktadır. Sahip oldukça daha çoğunu isteyen ve bununla da mutlu olmadığını gördükçe umutsuz da olan bir kitle oluşturmaktadır. Pek çok şeyin kolay erişilebilir olduğu günümüzde haz ve mutluluk arayışının çok daha farklı yönlere çevrilmesinde bunun da etkisi büyüktür. Fakat şunu unutmamak gerekir. Mutluluğumuzun yaklaşık %40'ı eylemlerimize, düşüncelerimize ve tutumlarımıza bağlıdır. Kendimize insan olma izni vermek bu vesileyle korku, üzüntü, endişe ve insana dair duyguların varlığını kabul ederek bunları yaşayabilmek gerekmektedir. Bunların reddi hayal kırıklıklarına yol açmaktadır. Daimi bir mutluluğun mümkün olmadığının, daimi hazzın yaşanamayacağının kabulü tüketim çılgınlığının ve tatminsizliğin önüne geçmekte bir adım olabilir. Mutluluk kazanımlarının daha uzun hatta kalıcı olmasını sağlayabilir.
Happy
Happy
100 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %
Zeigarnik Etkisi Previous post Zeigarnik Etkisi
Stoacılık ve Mutluluk Next post Stoacılar ve Mutluluk

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

5 thoughts on “Hedonik Adaptasyon

  1. Merhabalar,
    Yazınızdan anladığım üzere insan sonu olan bir alemde sonsuzluğu aramaya programlanmış ve yaşadığı ömür içinde sevinçlerin de üzüntülerin de uç noktalarına uyumlu hale gelmiş.

    1. Merhaba,
      Değerli yorumun için teşekkür ederim. Her doyum bir alışkanlık haline geldiğinde yeni doyum arayışlarını getiriyor. Aslında uç noktalara uyumdan çok kendimizde mevcut olan seviyeye dönüş olarak yorumlamak geekiyor.

      Sevgiler.

  2. insanın en büyük yanılgısı, yaşamda karşılaştığı olayların mutluluğu üzerinde oluşturacağı etkiyi doğru tahmin etmesi ancak bu etkinin süresini çok yanlış hesaplamasıdır. hedonik adaptasyonda şöyle bir bug buldum; negatif canlandırma, değer verdiğiniz bir şeyi kaybettiğinizi canlandırıyorsunuz, kaybettiğinize salık veriyorsunuz. bu şekilde ona sahip olmanın size verdiği mutluluğu artırabiliyorsunuz. adaptasyonu hacklemis oluyorsunuz yani. bunun bir artısı da; o şeyi gerçekten kaybettiğinizde yaşayacağınız üzüntüye de adaptasyon geliştirmeye olanak sağladığından, üzüntüyü de aza indirmek oluyor. şöyle bir negatif canlandırma yapayım: piyango, şans oyunu vs. kazanıp parayı aldıktan sonra karıyı boşamışım, çok daha güzel kadınlarla takılmışım, para bitmiş eski hayatıma ve terkettiğim eşime geri dönmüşüm…. parayı bulunca ilk işi eşini boşayan adam olma hayalimden dolayı bu negatif canlandırma örneğiyle iyice mutsuz oldum, bu yorumu burada noktalamaya karar verdim, esen kalınız…

    1. Merhaba Yavru Narsist;

      Hayalini kurarken mutsuz olduğun şey, yazıda; ilişkilerin aynı olmaması nedeniyle gelen, eskisinden mutsuz olma olarak ifade ediliyor. Mutsuz olmadan yoruma devam etseydin, ilişkilere bakış açın, doyum anlayışınla zaten mutluluğu pek de yakalayamacağını düşünürdüm sanırım. Neyse ki son virajdan dönmüşsün:)

      Yorumun için teşekkür ederim.
      Sevgiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir