Read Time:4 Minute, 45 Second
Sizde hiç böyle bir şey yaşadınız mı bilmem ama ben bazı kelimeleri, aslında anlamlarını çok da bilmeden cümlelerimin öğesi haline getiriyormuşum. Hatta çok yakın zamanda bu durumu bildiğimden en emin olduğum kelimeler için bile yaşadığımı hatırlıyorum.
Tam da bu nedenle biraz da derinine inerek “Empati” ve “Sempati” kavramlarından bahsetmek isterim.
En kısa, en derin olmayan diyaloglar da bile duyarız aslında bu iki kelimeyi. Bir derste hocam; empati nedir diye sormuştu. Kimse bir şey diyememişti. Ben de; demek empatinin ne demek olduğunu bilmeyenler varmış ya da kimse bilmiyorsa o zaman benim bildiğim de yanlıştır diyerek susmuştum. Muhtemelen birçok kişi aynı şeyi düşünmüştü (Buradan da güzel bir başlık çıkar sanırım:)) Duyduğumuz, bildiğimizi sandığımız ama açıklamaya gelince aslında tam da emin olamadığımız şekilde konumlandırmışız demek ki zihnimize bu kelimeyi.
O zaman anlamlarıyla başlayalım. Eminim ki birçok kişi okuduktan sonra; ben yanlış biliyormuşum diyecek.
Sempatinin TDK Güncel Sözlükteki karşılığı: Sıcakkanlılık ve sanırım hep bu anlamıyla kullanırız değil mi?
Bir de kökenine bakalım: "Sympathia" kelimesindeki "sym" ya da "syn" öneki, "ile", "ile birlikte" ya da "birlikte" anlamına gelir. Eski Yunanca’daki ‘sympatheia’ teriminden İngilizce’ye ‘sympathy’ olarak aktarılan terimin kelime anlamı, biriyle birlikte acı çekmektir. (Şaşırdınız değil mi? Bu kadar kulağa hoş gelen bir kelimenin anlamının acı çekmek olabileceğini hiç düşünmüş müydünüz?)
Sempati: Karşımızdaki kişiyle duygu ve düşünce olarak tam bir örtüşme halidir. Birine sempati duyuyorsak; o üzülürse üzülür, ağlarsa ağlar, gülerse güleriz. Yani olayları kendi gözümüzden görmez, kendi duygularımızı hissetmeyiz. Karşımızdakinin gözünden görür ve onun hissettiklerine paralel şeyler hissederiz. Ama bu empati değil miydi? Dediğinizi duyar gibiyim. Maalesef bu tam olarak “Sempati”dir. Sempati demişken Sempatizanlıktan da bahsetmek gerekebilir. Bir şeye sempati duyuyorsanız bir sempatizan olabilirsiniz.
Bilin bakalım TDK Empati için ne diyor? Duygudaş! Belki de suçlu sözlüklerdir:)
Sempatiden sonra Empatinin kökeninden de sizi şaşırtacak bir şeyler çıkmasını bekliyor olabilirsiniz. Ben yazayım kararı siz verin.
Empati, Yunanca kökenli empathia kelimesinden gelmektedir. Etimolojik
olarak da "em" ekinin karşılığı "..in içinde, içerde"; "pathia" ekinin karşılığı ise "hissetme"dir.
Empati kavramını, ilk olarak 1897 yılında Theodor Lipps, Almanca “Einfühlung” sözcüğünün karşılığı olarak kullanmıştır. Tanımını da şöyle yapmıştır: “Bir insanın kendisini karşısındaki bir nesneye yansıtması, kendini onun içinde hissetmesi ve bu yolla o nesneyi içine alarak/özümseyerek anlamasıdır”. Yani bir başkasının yerine geçebilme yetisi anlamına gelmektedir. İngilizce’de ise "bir başkasının ayakkabısını giyebilme" olarak ifade edilir. Diğer dillerde ve kültürlerde empati farklı şekillerde adlandırılmıştır. Çoğu kültürde ise belirli bir karşılık bulamamıştır.
Belki de suçlu kelimelerdir:) ("Bunun Adı Findel" adlı çocuk kitabını okumanızı tavsiye ederim)
Empati: Hiç başka birinin ayakkabısını giydiniz mi? Eğer giymediyseniz demek ki empati kuramamışsınız:) ama giyseniz de bu deyime atfedilen anlama göre empati kurmuş olmuyordunuz. Bu bir Kızılderili deyimidir ve birinin hissettiklerini hissetmek, onun yolunda yürümek, onu anlamak anlamına gelir yani “Sempati”nin tanımıdır. Empatinin; birinin ne düşündüğünü ne hissettiğini anlayıp bunu ona bildirmek olduğunu ifade etmek gerekir. Yani birinin ayakkabılarını bir süreliğine giyerek onu anlayabilirsiniz. Deyimin doğru tanımı budur.
Empati birine hak vermek, hissettiklerini hissetmek değildir. Hak vermeseniz de ayakkabılarını giyerek anlamaktır. Ortak olmaya, aynı şeyleri hissetmeye gerek yoktur. Seçimlerini neden yaptığını, kararlarını neden verdiğini anlamaktır. Senin yerinde olsam böyle hissederdim, böyle yapardım demek değildir.
Ne kadar da çok empati yaptığımızı sanıyormuşuz!!!
Lipps İnsan için 3 bilgiden söz eder. Bunlar;
- Nesnelere ilişkin,
- Kişinin kendisine ilişkin ve
- Diğer insanlara ilişkindir.
Son bilgiyi edinebilmenin yolu empatidir.
Empatinin duygusal ve bilişsel iki boyutu olduğu kabul gören düşüncelerden biridir. Neden mi? Kişinin karşısındakiyle kendisinin ayrımını yapabilmesi bilişsel tarafını, duygularını anlayabilmesi de duygusal boyutunu ifade eder.
Danışman-Danışan, Analist-Hasta ilişkileri ve Psikoterapide de sıklıkla kullanılır. Freud'un da belirttiği gibi; başka ve yabancı olanın anlaşılmasında başvurulan bir yöntemdir.
Tanımlamaları bitirmeden önce şunu unutmamak gerekir; empati zamanla sempatiye dönüşebilir. Yani birini anlamaya çalışırken bir bakarsınız ki onunla aynı şeyleri hissediyor, aynı şeyleri yaşıyorsunuz.
Empati bir süre sonra sempatiye dönüşebilmesi ya da sempatiyle karıştırılması nedeniyle eleştirilere hedef olan bir kavram haline gelmeye başladı. Peki gerçekten böyle mi yoksa hedefte olması gereken şey yanlış tanımlamalar mı, empati gerekli mi, yokluğunda bir şeyler olur mu?
Empati konusundaki en önemli isimlerden olan Sandor Ferenczi, nevrozların gelişimini erken çocukluk çağındaki empati yetersizliği deneyimlerine bağlamıştır. Uyguladığı terapi yöntemi; rahatlatıcı, hoşgörülü ve empatik iletişimin; erişkinin içindeki çocuğa yönelik güvene, savunmasızlığa, kendini keşfetmeye açık bir ortam yaratmaya çalıştığı şeklinde yorumlanmıştır. Ferenczi Freud'a göre çok daha fazla empatik ama daha az yorumcu olunması gerektiğini savunmuştur.
Kohut ise empatiye "aracılı iç gözlem" demiştir ve birinin iç dünyasını anlayabilmenin en temel aracının empati olduğunu savunmuştur. Narsist davranış bozukluğunun temelinde empati yetersizliğinin olduğunu söylemiştir.
Empati yoksunluğu karşıdaki kişinin duygularını anlamakta güçlük çekmektir bu da gerekli desteğin verilmesini engeller. İlk aşama duyguların tanınmasıdır. İnsan ilişkilerinde hatta belki diğer canlılarla olan ilişkilerimizin yorumlanışında bile en temel sorun soyut kavramları genel geçer kanunlar gibi açıklamaya çalışmaktır.
Mesela Sevgi sizlere ne ifade ediyor desem birbirinden farklı onlarca cevap gelir. Ya Sevgi hani şu şey değil miydi? hepimiz için ortak bir anlamı vardı sanki. Dünyada yaşayan her bir bireyin kendince sevgi tanımı var. İnsan ne görür öğrenirse gerçeğin o olduğunu sanır. Ailem beni nasıl sevdiyse sevgi benim için bu anlama gelmektedir. Bir başkasının bu konuda verdiği kararları anlamamın tek yolu onun sevgi tanımını anlamaktır. Elbet bu sadece sevgi için değil her duygu için geçerli olabilir. Benim Adım Findel kitabında bir kelimenin literatüre girişini okuyacaksınız. Yani siz bir duyguyu bir kelimeyle ifade ettiniz diye o kelime tam olarak o duygunun karşılığı olmuyor.
Ebeveyn çocuk, flört, iş vb. ilişkilerde sağlıklı ortamların ve sağlıklı iletişimin kurulabilmesi için empati gereklidir. Size zarar verebilecek olan şey sempatidir. Bir başkasının kimliğine bürünmek, kendinden feragat etmektir tehlikeli olan. Başkalarını anlayabildikçe kendi duygularınız da daha çok anlam kazanır. Duyguları anlamak insanın kendi anlam arayışındaki en temel basamaklardan biridir.
Çocuklarla, ergenlerle ve flört ilişkilerinde empati konusuna başka bir yazımda yer vereceğim.
Kelimelerin etimolojisi konusunda kaynak: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/268016

Empatiyi sempati sayarak yaşamışız bu zamana kadar. Bu güzel bilgiler için teşekkür ederim
Merhaba,
Değerli yorumunuz için teşekkür ederim.
Sevgiler
Ben de empatinin aslında zarar verici bir şey olduğunu düşünüyordum meğer kavram karmaşası yaşıyormuşum.
Merhaba,
Evet maalesef bazı şeyleri çok yanlış bilerek yaşıyoruz:) yorumunuz için teşekkür ederim.
Sevgiler
Hocam bu bilgilendirme gerçekten iyi oldu. Sevgiler.
Teşekkür ederim Mehmet değerli yorumun için
Sevgiler
Öğrenilen yanlışları değistirmek zor. Kullandığımız gibi mi devam etmeliyiz bilemedim. Yine de doğruları öğrenmek güzel. Teşekkürler Admin
Çok ince bir çizgi var ikisinin arasında. Yazıda açıklanan haliyle bile karıştırmak mümkün. “X kişisi bana çok sempatik geliyor.” tabiri de boşa düşmüş oldu sanırım.
Sevgili Yönetmenim öncelikle değerli yorumun ve desteğin için teşekkür ederim. Toplumdaki genel geçer anlayış bu olduğu için boşa düşmüyor sanırım. Buradaki amaç belki de şu olmalı; empati kurmamız istenen bir durum olduğunda bunun doğru yolunun o ince ayrımı gözeterek anlamak olduğu.
Sevgiler…
Rica ederim, ben de yanıtın için teşekkür ederim. Okumaya devam edeceğimi de eklemek isterim.
Okumanı yorumlarını bekleyeceğim Yönetmenim Sevgiler.
çok teşekkür ederim güzel yavrum düşüncelerin ve o güzel yazıların için bahtın açık olsun
Teşekkür ederim Babacım.
Saygılar