Read Time:5 Minute, 39 Second
“İnsanın temel amacı nedir?” sorusu yüzyıllardır sorulagelmiş, cevapları kimi zaman bulunulan çağa göre değişmiş, bir anlam ve neden arayış sorusudur. Kimi kişiler ya da öğretiler bunu hayatta kalmak, kimi kendini gerçekleştirmek, kimi mutlu olmak, kimi neslinin devamını sağlamak gibi cevaplarla açıklamıştır. Hayatta kalmayı diğer tüm cevapların gerçekleşebilmesi için temel koşul olarak düşünürsek soruyu şu şekilde sormak gerekmektedir. Nasıl olursa olsun hayatta kalmak mı yoksa yaşarken mutlu olmak mı? Elbet mutluluğun ne olduğu da; bireysel algılar ve bireysel koşullarla şekillenmektedir ama adına mutluluk dediğimiz ve aslında sürekliliğini sağlayamadığımız, hep peşinde koştuğumuz bu duygu insanın temel amacı olabilir mi? Kıbrıslı Zenon tarafından kurulan, Megara Okulunun bir kolu olan Stoa Okulu; insanın temel amacının mutluluk olduğunu ve mutluluğa giden yolun doğaya uygun yaşamakla mümkün olacağını söyler. Dünya vatandaşlığını savunan bu sayede bütünün parçası olmayı öğütleyen stoacılar; arzulardan ve korkulardan sıyrılıp, olan her şeyi olduğu haliyle kabul edebilmenin mutluluk için temel koşul olduğunu savunurlar. Hedonik Adaptasyon ve Zeigarnik yazılarında da insanın mutluluk arayışı; uyumu ve doyumu konusundan bahsetmiştik Stoacıların merkeze aldığı mutluluğa erişim felsefelerine ve bunların psikolojideki yerine daha yakından bakmak belki bizleri mutluluğa bir adım daha yaklaştırır:) Başlamadan evvel tümden gelir gibi özet mahiyetinde, ünlü Stoacılardan Seneca’nın mutlulukla ilgili söylemini araya sıkıştıralım. "Gerçek mutluluk, geleceğin getirdiği kaygıya ve umudun verdiği neşeye bağlı kalmadan anın tadını çıkarabilmektir. İnsanlığın en büyük nimetleri içimizde ve yanı başımızdadır. Bilge bir insan sahip olduklarıyla yetinmeyi bilir ve sahip olmadığı şeylerin esiri olmaz." Söylenecek her şeyin özetini verdikten sonra şu soruyla devam edelim: Mutluluk kişinin kendiyle mi ilgilidir yoksa mutluluğunuzu belirleyen dış etmenler midir? Günümüz insanının mutluluğu daha çok kendisine verilenlere ve çevresindeki insanlara bağlıdır. Yani nasıl görüldüğümüz, ne kadar ihtiyaç duyulduğumuz, ne kadar sevildiğimiz…başkalarının verdiği ve verilmediğinde elimizden bir şeyin gelmediği kaynaklara ya da yoksunluklara bağlıdır. Stoacılar der ki: Mutluluk dış koşullara bağlı olmamalı. Bu psikoterapide de sıklıkla dile getirilen bir durumdur. Stoa öğretisi bir yandan dış koşullara bağlı olmamak gerektiğini söylerken bir yandan da dış koşulları iyileştirecek, daha iyi bir toplum düzeni kuracak önerilerde bulunur. Nasıl mı? Der ki Hayatta sana verileni kabul et, arzularının, korkularının seni ele geçirmesine müsaade etme, dünyayı anla, doğaya uyum içinde yaşa, bu evrende kendine düşen görevleri yerine getir, bütünün parçası ol, adil ve dürüst ol, sorumluluklarını bil, başkalarıyla çalış. Bunları yaparken de Megara Okulunun temel ilkelerinden olan aklını kullan der. Bilge bir insanın, doğru ve yanlışı ayırt edebilmesinin mantığa bağlılıkla kazanılabileceğini düşünürler. İnsanın; bilgelik, adalet, ölçülülük, cesaret ve dürüstlük gibi erdemlere sahip olduğunu, evrenin kutsal bir otorite tarafından yönetilip bu otoritenin, iradesini insana yüklediğini ve insanın tam da bu nedenle tanrısal bir varlık olduğunu savunurlar. Bu düşüncenin sonuçlarından biri de tüm insanların eşit olduğu ve köleliğin yanlış olduğudur. Pratikte stoacılık, insanın erdemleri olarak saydığı özellikleri, insana aşılamayı amaçlar ve toplumu iyileştirmede aktif katılımı teşvik eder. Psikolojik olarak toplumdan bağımsızlığı savunduğu kadar, özgecil; yani başkalarının iyiliği için elinde geleni yapmayı gerekli sayar. Direktifleri de; akıl, erdem ve doğal hukuk olarak görüp tutkulara ve duygulara hakim olarak dünyanın uyumsuzluğunun üstesinden gelinebileceğine ve barışın bulunabileceğine inanır. Onlara göre tutku gerçeğin çarpıtılmasıdır. Tutkuya karşı olan bu tutumları yani aklı takip ederek tutkudan kurtulma çabaları, stoacıların; duygusuz, acıya kayıtsız oldukları gibi bir yanlış algı oluşmasına sebep olur. Oysa stoacılar duyguları yok etmeye, bastırmaya çalışmazlar. Onlar doğru mantık, düşünme ve konsantrasyonla net bir yargı ve içsel sakinlik ya da huzur geliştirmeye, bu yolla sıkıntılardan kurtulmaya çalışırlar. Temel diğer ilkelerinden biri de; diğer tüm varlıklar için sevgi anlayışıdır. İyilik bizzat ruhun durumunda yatmaktadır. Aklının götürdüğü yere git derler. Akıl onlar için sadece mantığın kullanımı değil aynı zamanda doğanın süreçlerini anlamak anlamına gelmektedir. Akıl ve erdeme göre yaşamak evrenin ilahi düzeniyle uyum içinde yaşamaktır. Mutsuzluk; kötülüğün ve cehaletin sonucudur. Kötülüğün ve mutsuzluğun çözümü de kişinin kendi davranışlarını incelemesinde, doğanın evrensel aklından nerelerde ayrıldığını belirlemesinde ve belirtilen erdemlere sahip olunmasında yatar. Stoacılar için felsefe yalnızca inanç ve iddialar dizisi değildir; sürekli uygulama ve eğitim içeren bir yaşam biçimidir. Bu eğitimlerden bir kısmı; kendi kendine diyalog, ölümün tefekkür edilmesi, günlük problemler ve olası çözümler üzerine düşünme, dikkatin şimdide kalmasının sağlanmasıdır. Bunu da hemen Seneca’nın bir sözüyle destekleyelim. "Vahşi doğadaki hayvanlar, tehlikeyi gördüklerinde kaçarlar ve kaçtıktan sonra daha fazla endişelenmezler. Ancak biz hem geçmiş hem de gelecek arasında kendimize işkence ediyoruz. Geçmişteki anılar bugünümüze vicdan azabı olarak geliyor, gelecek hakkındaki öngörüler de erkenden korkuyu getiriyor. Vaktinden önce mutsuz olmayın." Stoa felsefesinin psikoterapide kullanılıyor olması bu söylemlerden sonra çok da yadırganmıyor olsa gerek. Mutluluğumuza vesile mutsuzluğumuza gerekçe mahiyetinde adeta. Söz konusu eğitimleri meditasyon niteliğindedir. Toplumsal iyileşmenin en temel halkası bireyse, bireyin de kendiyle diyaloğu temel eğitimlerdense sizce bu meditasyonda neler söyleniyor olabilir? Bunu Marcur Aurelius'dan okuyalım: "Sabahın erken saatlerinde kendi kendine de ki: Bugün nankör, şiddetli, hain, kıskanç, merhametsiz adamlarla karşılaşacağım. Bütün bunlar, onlara gerçek iyiliği ve kötülüğü bilmeden geldi. Hiç kimse beni haksızlığa bulaştıramaz, ben de akrabama kızamam ya da ondan nefret edemem; çünkü dünyaya birlikte çalışmak için geldik..." Buradan şunu da anlayabiliriz ki; kardeşlik stoacılığın öz ilkelerinden biridir. Kardeşçe sevgi içinde yaşanmalı ve insanlar birbirlerine kolayca yardım edebilmelidir. Rütbe, makam ve servet gibi göstergelerin sosyal ilişkilerde hiçbir önemi olmaması gerekliliğini savunurlar. Yine Seneca kölelikle ilgili şöyle bir ifade de bulunur. "Kölem dediğin kişinin aynı soydan geldiğini, aynı göklere gülümsediğini ve seninle eşit şartlarda nefes aldığını, yaşadığını ve öldüğünü hatırla." Bu ifadeler; eşitlik, adalet, kardeşlik kavramları, aslında bugün hissettiğimiz öfkeye neden olan çoğu duruma bakış açımızı iyileştirecek, daha olumlu düşünmemizi sağlayacak niteliktedir. Mutluluk arayışını insanın temel amacı sayan Stoacılarla ilgili bu yazılanlardan sonra “Mutluluk nedir ya da nasıl mutlu olunur?” sorusu yeniden sorulduğunda verilecek cevaplar farklılaşır mı bilinmez ama mutluluğun tanımı herkese göre değişir. Mutluluk bugün ihtiyaç duyulan şey olabilir mi? İhtiyaçlar elde edilir, elde edilince değişir, insan arar da arar, hep bir şeylerin peşinde koşar. Stoa felsesinin özündeki anda kalmak, arzu ve gereksiz isteklerden uzak durabilmek, zor da olsa evrensel kardeşlik ve adalet belki daha yaşanabilir bir dünya ve iç dünyasıyla birlikte kendiyle barışık bireyler olma noktasında fayda sağlayabilir. Peki Stoacılar gibi düşünmek ister misiniz? Yapabileceğiniz ilk şey, neyin kontrolünüzde olup neyin olmadığını incelemektir. Ayrıca başkalarının kararlarının ve davranışlarının çok nadiren sizin kontrolünüzde olduğunu da kabul etmelisiniz. Yazıyı ünlü stoacılara ait, sözlerle bitirmek çok daha iyi olacaktır. —Epiktetos "Bütün gücünüzle yapmanız gerekeni yapın ve sonrasında gelecek her şeyi kabullenin." "Önce kim olacağına karar ver. Sonra yapman gerekeni yap." "Bir insanı kaygı içinde gördüğümde, derim ki, Bu adam ne isteyebilir? Eğer elinde olmayan bir şeyi istemiyorsa, nasıl hala kaygılı olabilir?" --Marcus Aurelius: "Evren değişim içindedir, hayat bir fikirdir." "Herhangi bir dışsal şey sizi rahatsız ediyorsa, sizi rahatsız eden bu değil, onun hakkındaki kendi yargınızdır. Ve şimdi bu yargıyı silmek sizin gücünüzdedir." "Her yerde ve her zaman mevcut durumunuzu saygıyla kabul etmek, çevrenizdekilere adil davranmak sizin elinizdedir." --Seneca "Önemli olan ne kadar uzun yaşadığın değil, ne kadar asil yaşadığındır." "Bırakın Doğa kendinin olan maddeyle istediği gibi ilgilensin; her şeyin karşısında neşeli ve cesur olalım, yok olanın bize ait olmadığını düşünelim."
